Anasayfa
Hakkımızda
Hizmetler
İletişim
Hizmetler
 

ENERJİ DANIŞMANLIĞI VE ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ HİZMETLERİ

Enerji, ülkelerin kalkınmasında ve yaşayan bireylerin refahının artırılmasında, ülkelerin toplumsal ve ekonomik gelişimlerinin sürükleyici unsurlarının başında gelen araçlardan biridir. 

Dünyanın büyük bölümünde olduğu gibi, Ülkemizde de enerji talebi, büyüme rakamlarının oldukça üzerinde seyretmektedir. Bu durum, elektrik üretimini artırma ve arz güvenirliğini sağlayacak çeşitlendirmeye gitme çabalarının yanında,  enerji verimli ve etkin kullanımını sağlama ve çevreyi temiz tutma çabalarını hızlandırmaktadır. Bu konularda ülkemizde eksik olan hukuki alt yapı, çıkarılan ve çıkarılması planlanan yasalar ve alt mevzuatları ile hızla oluşturulmaya çalışılmaktadır.

 Firmamız;

  • Makine ve elektrik malzemelerinin satış temsilciliği,
  • Endüstriyel tesislerde  elektrik ve mekanik alanlarda danışmanlık, proje, montaj, taahhüt ve malzeme temini hizmeti,
  • Elektrik Santralleri ve Isı Üretim Tesislerinin kurulmasında elektrik ve mekanik alanlarda proje, montaj, taahhüt ve danışmanlık hizmeti,
  • Bu  tesislerin işletimlerinde ihtiyaç duyulan  malzeme ve kimyasalların temini konusunda  lojistik ve danışmanlık desteği,
  • Enerjinin verimli ve etkin kullanımı konusunda enerji yönetim danışmanlığı ve projelendirme hizmeti sunmaktadır.

Faaliyet alanlarımız;

  • Yurtdışında faaliyet gösteren firmaların Türkiye temsilciliği,
  • Ticari ve sanayi kuruluşlarının daha ucuza elektrik enerjisi temini için danışmanlık hizmeti,
  • Ko-jenerasyon santralları fizibilite çalışması, projelendirme, yasal izinler ve mevzuatlarla ilgili danışmanlık, montaj, işletme konularında önemli tecrübeye sahiptir.
  • Enerji verimliliği konusunda çalışmalar yapabilmek için gerekli olan “ENERJİ YÖNETİCİSİ SERTİFİKASI” na sahiptir. Danışmanlık, Eğitim, Etüt ve Uygulama hizmeti sunmaktadır.
  • Elektrik ve ısı üretim tesislerinin ihtiyacı olan su kimyasalları konusunda danışman ve tedarikçi olarak, imalatçı  firmaların partneri olarak çalışmaktadır.
  • Rüzgar Enerjisi Santralleri konusunda danışmanlık,
  • Orta gerilim ve Alçak Gerilim Sistemlerinin projelendirilmesi, montaj ve taahhüt işleri, danışmanlık hizmeti
  • Trafo ve Dağıtım merkezleri elektrik taahhüt, proje danışmanlık, İşletme ve Bakım
  • Elektrik Mühendisliği Proje, taahhüt, Müşavirlik ve Müteahhitlik,
  • Her türlü Genel ve Özel amaçlı Kontrol ve Güç panosu temini,
  • Sanayi işletmeleri O.G. ve A.G. Kuvvet Tesisleri
  • Orta ve Alçak gerilim malzemeleri
  • Otomasyon tesisleri
  • Busbar Dağıtım ve kablo Taşıyıcı Tesisatları
  • İç ve Dış Aydınlatma Sistemleri taahhüt,
  • Endüstriyel tesislerin elektrik ve mekanik bakım işleri,
  • Güç Kompanzasyonu,
  • Toplu Konut Elektrik Tesisleri
  • Generatör Gurupları,
  • Paratoner ve Topraklama tesisatları,
  • Bina Güvenlik ve Otomasyon Sistemleri,
  • Yangın İhbar ve Alarm Sistemleri,
  • Data, telefon Tesisatı ve Santralleri
  • Uydu Anten Tesisatı
  • Kazan  ve su kimyasalları temini,
  • Doğalgaz ve LNG tesisleri taahhüt ve danışmanlık

 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ

HUKUKİ MEVZUAT:

Bu konuda  oluşturulan ilk ciddi mevzuat, 11.Kasım.1995 yılında çıkarılan  “SANAYİ KURULUŞLARININ ENERJİ TÜKETİMİNDE VERİMLİLİĞİN ARTIRILMASI İÇİN ALACAKLARI ÖNLEMLER HAKKINDA YÖNETMELİK” tir. Bu yönetmelik Kamu ver Özel Sektörde endüstriyel faaliyet gösteren kuruluşlar ile maden çıkarılması ve işlenmesi ile ilgili ve yıllık toplam enerji tüketimi 2000 TEP’e eşit ve büyük olan tesisleri kapsamaktaydı. Bu kategoriye giren tesislerde, büyüklük ve enerji tüketimine bağlı olarak, “Enerji Yöneticisi” veya enerji yöneticisi yönetiminde “Enerji Yönetimi” oluşturmak zorundaydı. Bu yönetmeliğin takibi ve gereğinin yapılması, Enerji Yöneticisi kursları düzenleme görevi, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığına bağlı  Enerji İşleri Etüd İdaresi ve buna bağlı Ulusal Enerji Tasarruf Merkezi  (UETM)’ne verilmiştir. Bu merkez, Tesislerin enerji verimliliği konusundaki proje, planlama ve gerçekleştirmelerini takip etmektedir.

Ancak sadece yönetmelik seviyesinde kalan bu mevzuat yeterli etkinlik ve kontrolu sağlamaktan uzaktı. Bunu eksikliği gidermede atılan en büyük adım,

Nisan.2007 ayında yasalaşan “ENERJİ VERİMLİLİĞİ KANUNU” dur.

Bu Yasa ile mevcut yönetmeliğin dar kapsamlı yapısı yerine geniş bir endüstriyel yelpazeyi kapsayan ve bunların yanına büyük binaları da kanun kapsamına alan bir yapı oluşturulmaktadır. Bu yasa ile yıllık tüketimi 1000 TEP’in üstünde olan endüstriyel kuruluşlar “Enerji Yöneticisi “ çalıştırmak, 50.000 TEP ve üstündeki kuruluşlar ise Enerji Yönetimi oluşturmak zorundadır. Yıllık enerji tüketimi 1000 TEP’in altında kalan daha küçük ölçketeki kuruluşlar ise, bu hizmeti serbest çalışan ve sertifika sahibi “ENERJİ YÖNETİCİ” lerinden bu hizmeti alabilme imkanı getirmektedir.

Ayrıca Yasa, parasal teşviklerin yanında, cezai müeyyideler de içermektedir. Yasa’ya göre alt mevzuatın, 1,5-2 yıl içinde oluşturulması gerekmektedir. Yasa’nın ruhuna uygun mevzuatın oluşturulması durumunda, enerjiyi etkin ve verimli kullanamayan ülkemizin  bundan sonra bu alanda yapacağı çalışmalarla önemli maddi kazanımlar elde edeceği açıktır.

Çünkü;

Daha önce “Kişi başına tüketilen enerji miktarı”  bir gelişmişlik göstergesi iken, “Enerji Yoğunluğu” göstergesi de, en az kişi başına tüketim miktarı kadar önemli bir gösterge olmuştur.

O ülkenin “Enerji Yoğunluğu” verisi, enerjinin ne kadar verimli kullanıldığını gösteren bir parametredir. Başka bir deyişle “En ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir” sözünde ifade edildiği gibi, ülke kaynaklarının ne kadar verimli kullanıldığının açık bir göstergesi olmaktadır. Bir ülkede gelişmişlik, kişi başına tüketimin yüksek, enerji yoğunluğunun ise düşük olmasıdır.

Biz bu iki verideki yerimize baktığımızda, gelişmekte olan ülkeler (OECD) içinde hem kişi başına üretim hem de enerji yoğunluğu olarak, en sonlarda yer almaktayız.

Bir mal veya hizmet üretmek için gelişmekte olan ülkelere göre biz,  iki katı daha fazla enerji tüketiyoruz. Japonya gibi gelişmiş ülkelere göre ise bu dört katına kadar çıkabiliyor. Yani Japonya bir mal veya hizmeti üretirken bir birim enerji harcıyorsa, biz aynı iş için 4 katı yani 4 birim enerji harcıyoruz.

 Ülkemizde yapılan araştırmalar, kullanılan tüm enerji toplamı içinde %25-30 oranında enerji tasarruf potansiyeli olduğunu göstermektedir. Bunun parasal değeri ise yıllık 3 milyar $ olup bununla iki tane Keban Hidro-elektrik  Santralı yapılabilmektedir. Ayrıca tasarruf edilen her bir birim enerjinin, bizi 3 katı tutardaki enerji yatırımından kurtardığı da göz önüne alındığında, yarattığı katma değer üçe katlanmaktadır.

Öncelikle enerji tasarrufu, enerjinin verimli ve etkin kullanılmasıyla, üretimdeki miktar ve kaliteyi düşürmeden, kalkınmayı ve sosyal refahı engellemeden aynı işi daha az enerjiyle yapmaktır.

Ülkemizde yıllarca enerji verimliliğinde ciddi bir gelişme olmamasının ana nedenleri, bilinç ve eğitim eksikliği ile bu konulara gerekli yatırımların yapılmaması, hukuki alt yapının yetersizliği ve gerekli kaynağın ayrılmamasıdır.

Gelişmiş ülkeler, daha okul öncesi eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları ile enerji tasarruf kültürünü yerleştirirken, bir yandan da bunun alt yapısı olan gerekli yasaları da çıkararak, zorunlu hale getirmiştir. Ülkemizde çıkarılan bu yasa önemli bir eksikliği gidermektedir.

ABG Mühendislik ve Danışmanlık Şirketi, sahip olduğu “SANAYİ ENERJİ YÖNETİCİSİ SERTİFİKASI “ ve bu konudaki birikimi ile;

Bu yasada belirtilen “Enerji verimliliği Hizmetleri “ kapsamında enerji verimliliği konusunda danışmanlık  hizmetleri vermektedir.

 

ELEKTRİK ÜRETİMİ: 

Elektrik üretiminin bugün geldiği noktada, sosyal boyutu, ekonomik boyutundan daha bir noktaya gelmiştir.

Uzun süredir elektrik talep artışında %8-9’larda seyreden büyüme, bu konuda yapılan yetersiz yatırımlarla, ülkemizi bir enerji krizine doğru sürüklemektedir. Ayrıca Dünya’da petrol ürünlerindeki fiyatlarda  yaşanan hızlı artışlar, ülkemiz açısında bir başka önemli sorun olarak karşımızda durmaktadır. Tüm bunlar göz önüne alındığında, elektrik üretim yatırımlarının, çevre bakımından zararlı olmayan ve mümkün olduğu kadar yerli enerji  kaynakları kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Ülkemizde de potansiyel olarak bol olan RÜZGAR, JEOTERMAL, SU ve GÜNEŞ gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının yanında, çevresel etkileri en aza indirilmiş (gerekli filitrasyon sistemleri yapılmış), akışkan yataklı santrallar olması kaydıyla kendi linyit rezervlerinin hızla etkin olarak kullanılması gerekmektedir. Bu konuda önemli bir adım olarak 2007 yılında, “YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI KANUNU”  yasalaşmıştır. Yine, Enerji Verimliği Kanunu’nda da teşvik edilen yüksek verimli “KO-JENERASYON SANTRALLARI” nın kurulması önem arz etmektedir. Binalar için daha küçük ölçekte (mini ko-jenerasyon) hatta yazın soğutma amaçlı da kullanılabilen,  tri-jenerasyon (elektrik, ısı ve soğutma üretim amaçlı) santrallerinin kullanımı hızla yaygınlaşmalıdır.

 

HUKUKİ MEVZUAT:

  • “ELEKTRİK PİYASASI KANUNU”,
  • “DOĞALGAZ PİYASASI KANUNU”
  • “LPG PİYASASI KANUNU”
  • “PETROL PİYASASI KANUNU”
  • Bu kanunların alt mevzuatları (yönetmelikler, tebliğler, kararlar) çıkarılmıştır.

Elektrik Piyasası Kanunu’nu,  30.Mart.2013 tarihinde yasalaşan yeni haliyle, eski yasaya göre  önemli değişikliğe uğramıştır. Yeni yasanın alt mevzuatının Eylül 2013 ayına kadar tamamlanması gerekmektedir. Bu yasadaki önemli değişikliklerden biri ise, otoprodüktör lisanslarının üretim lisansına dönüştürülmesi ve lisansız üretim kapsamını genişletmesidir.   

Elektrik Üretim santrallerinin kurulabilmesi için bu kurumdan izin ve lisans alınması gerekmektedir. Bu tesislerin tüm kuruluş aşaması, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu –(EPDK) kurumu tarafından takip edilmektedir. ABG MÜHENDİSLİK DANIŞMANLIK ve LOJİSTİK SANAYİ ve DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, bu konudaki mevzuatlar,  başvuru ve işletmeye alınmasına kadar olan süreçteki E.P.D. Kurumu ile ilgili ilişkiler ve bürokratik işler konusunda tecrübesi ışığında danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

 

YENİLENEBİLİR ENERJİ

RÜZGAR ENERJİSİ ve SANTRALLERİ

Günümüzde, elektrik üretiminde kullanılan fosil yakıtların yarattığı çevresel ve küresel ısınma sorunları, insanlığı yenilenebilir ve temiz enerji ile üretime sevk etmektedir.

Daha önce sadece hidrolik (su) enerjisi ile bu alanda üretim yapılırken, bugün buna bir çok yenilenebilir enerji eklenmiştir.

Rüzgar santralleri bu alanda önemli bir atılım yapmıştır. Bu alanda dünyada,  verilen  devlet teşviklerinin yanında, rüzgar santralları teknolojisindeki hızlı gelişmeler, kuruluş maliyetlerini de aşağı çekmiştir. Tüm bu gelişmeler bu alanda önemli miktarda santralin kurulmasına neden olmuştur. Özellikle Almanya başta olmak üzere bazı A.B. ülkelerindeki kurulu güçler toplam enerji üretimlerinde önemli paylara sahip olmuştur. Almanya’daki Rüzgar Santrallerinin toplam kurulu gücü, Türkiye’nin  tüm elektrik santralleri kurulu gücünün yarısına ulaşmıştır. Türkiye’nin rüzgar potansiyeli, Almanya’nınkinden daha iyi olmasına rağmen ülkemizdeki rüzgar santrallerinin toplam kurulu gücü onların kurulu gücünün  %1’ini bile bulmamaktadır. Ülkemizdeki rüzgar enerjisi potansiyeli, teorik olarak Türkiye’nin elektrik ihtiyacının tamamını karşılayabilecek düzeydedir.

EİEİ genel Müdürlüğü ile DMİ Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’nin rüzgar potansiyelini belirlenmesi için yapılan “Rüzgar Atlası “ çalışması Haziran 2002 yılında bitirilerek yayınlanmıştır.

Kurulmak istenen rüzgar santralleri ile ilgili yer tahsisi ve lisanslar E.P.D. Kurumu tarafından verilmektedir.

GÜNEŞ ENERJİSİ

Ülkemizde güneş enerjisi, ısı amaçlı geniş kapsamda kullanılmaktadır.

Fotovoltaik piller 2015-2020 yıllarından itibaren kWh başına maliyetlerinin makul seviyeye olacağı bilinmektedir. Bu konudaki AR-GE çalışmalarına başlanmalıdır.

Fotovoltaik Endüstri Birliği ve Greenpeace tarafından yayınlanan raporda, dünyada 2040 yılına kadar kürsel enerji gereksiniminin %26’sının güneş enerjisinden sağlanacağı ve 2 milyondan fazla kişiye istihdam imkanı sağlayacağı ifade edilmektedir. Fotovoltaik hücreler (PV hücreler) gürültüsüz, çevreyi kirletmeyen, harekletli bir mekanizmaya ihtiyaç duymadan güneş enerjisini direkt olarak elektrik enerjisine çeviren sistemlerdir. Şimdilik hesap makinelerinde, uydularda, saatlerde, aydınlatmada ve küçük aletlerin çalıştırılmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak fotovoltaik pil teknolojisinde son yıllarda olan gelişmeler sonrası kuruluş maliyetleri oldukça makul seviyelere gelmiştir.

Günümüzde modern güneş pillerindeki ileri teknolojiler ile %20-30 ve daha yüksek verimlere ulaşılabilmektedir. Bu yolla elde edilen elektrik enerjisinin maliyeti 0,1 dolar/kWh düzeyine kadar düşmüştür. Diğer kaynaklara göre daha pahalı olmakla birlikte, yapılmakta olan çalışmalar sonucu teknolojik gelişmelerle maliyetlerin daha da aşağı çekilmesi beklenmektedir.

Ülkemizde güneş enerjisinden elektrik üretimine yönelik eldeki meteorolojik verilerin yetersiz olması nedeniyle EİEİ ile DMİ ortak olarak fizibilite çalışması yapmaktadır.

Türkiye güneş enerjisi yönünden oldukça zengin bir ülke. EİEİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye’nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi  2.640 saat, günlük toplam 7,2 saat. Ortalama ışınım şiddeti 1.311 kWh/m2-yıl (günlük toplam 3,6 kWh/m2-gün) olduğu tespit edilmiştir.

Bölgelere göre güneşlenme süresi

Bölgeler

Toplam Güneş Işınımı (kWh/m2-yıl

Güneşlenme süresi (saat/yıl)

Ege

1.304

2.738

Karadeniz

1.120

1.971

İç Anadolu

1.314

2.628

Doğu Anadolu

1.365

2.664

Marmara

1.168

2.409

Akdeniz

1.390

2.956

Güneydoğu Anadolu

1.460

2.993

Ortalama

1.303

2.623

Ülkemizde güneş enerjisi yaygın olarak evlerin sıcak su ihtiyacı için kullanılmaktadır.

Türkiye ısısal güneş enerjisi üretimi açısından Çin, ABD ve Japonya’dan sonra dünya dördüncüsü durumundadır.

Konutlarda tüketilen enerjinin %80’i ısıtmaya harcanmaktadır. Bu nedenle güneş mimarisi önemsenerek uygulanmalı ve binalarda yönlendirme ve yalıtıma büyük önem verilmelidir. Bu yolla ek maliyet getirmeden %30’lara varan ısı kazancı sağlayan mimari özellikler kullanılmalıdır.

Güneş enerjisinden yararlanma olanakları yönünden dünyanın en şanslı ülkelerinden biri olan ülkemizde güneş enerjili sıcak su sistemlerinin yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Kırsal alanlarda pişirme amaçlı kullanılan güneş ocaklarının yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılmalıdır.

JEOTERMAL ENERJİ

Jeotermal enerji, yerkürenin sıcak olan merkezinden yüzeye doğru sürekli olarak akan yerkürenin iç ısısıdır. Yeryüzüne ısı akışı ortalama 82 miliwatt/m2 olarak varsayılır. Yerkürenin 10 km. derinliği içindeki kayaçların içerdiği ısının, dünya enerji gereksinimini 6 milyon yıl karşılayacak büyüklükte olduğu tahmin edilmektedir. Yerkürenin içindeki bu enerji, derinlerde iletim yoluyla kayaçlara, yeryüzüne yaklaştıkça akışkanlar aracılığı ile taşınım yoluyla gerçekleşmektedir. Bu nedenle jeotermal enerji iklimden bağımsızdır.

Jeotermal alanlardaki sıcak kayaç ve yüksek sıcaklıklı yer altı suları, diğer alanlara göre daha sığ derinliklerde bulunmaktadır. Buradaki akışkanlar meteorolojik kökenlidir. Düşen yağışlardan bir kısmı geçirimli bölgelerden ısıtıcı kayaçların bulunduğu derinliğe iner, ısısnarak tekrar yüzeye çıkar veya çıkarılırlar. Çok eski tarihten bu yana doğal sıcak su olarak termal banyolarda ısıtma ve sağlıkta kullanılmaya başlanmıştır. Konut ısıtmasında ise ilk olarak ABD’de 1891 yılında Idaho’da başlanmıştır. İlk elektrik enerjisi üretiminde ise, İtalya’da 1904 yılında Larderello şehrinde jeotermal kuru buhardan üretilmiştir.

Jeotermal enerji, 5-10 MW. güçte küçük santralar halinde kurulmaya ve geliştirilmeye uygun olması, uzun dönemde hava değişikliklerinden ve kullanıcılardan etkilenmemesi, fosil yakıtların fiyat dalgalanmalarından bağımsızlığı, fiyatının kömürlü termik santralarla ve doğal gazla rekabet edebilecek kadar düşük olması, kapalı sistemlerde yaydığı emisyon değerinin sıfır olması nedeniyle çevre etkileri de göz önüne alındığında çok önemli bir enerji kaynağıdır.

Filipinlerde toplam elektrik üretiminin %27’si, İzlanda’da toplam ısı enerjisi ihtiyacının %86’sı jeotermalden karşılanmaktadır.

Dünyada jeotermal elektrik üretiminde ilk 5 ülke ABD, Filipinler, İtalya, Meksika ve Endonezya, sıs ve kaplıca uygulamalarında ise Çin, Japonya, ABD, İzlanda ve Türkiye’dir.

Türkiye, jeotermalden elektrik üretimi sıralamasında 14. , enerjinin doğrudan kullanımında ise 41 ülke arasında 7.sırada yer almaktadır.

Ülkemiz, jeotermal enerji açısından büyük öneme sahip olup, kaynak zenginliği açısından dünyada 5.sıradadır. Bu güne kadar yapılan araştırmalar sonucu 600’den fazla termal kaynak bilgisine ulaşılmıştır.

Bu çalışmalar sonucunda Türkiye’nin brüt teorik ısıl potansiyeli 31.500 MW. olarak belirlenmiştir. Teknik ısısl potansiyeli 7.500 MW., kullanılabilir potansiyeli ise 2.843 MW’tır.

Türkiye’nin toplam jeotermal ısı ve elektrik potansiyeli;

5 milyon konut ısıtma eşdeğeri veya 150 bin dönüm sera ısıtması, 1 milyonun üzerinde kaplıca yatak kapasitesi, 9,3 milyar $/yıl fuel-oil eşdeğeri (30 milyon ton/yıl), 30 milyar m3/yıl doğalgaz eşdeğerindedir (Türkiye Jeotermal Derneği).

Ülkemizde jeotermal enerji, ilk olarak ısıtma amacıyla 1964 yılında Gönen’de bir otelde başlamıştır. 1987 yılında yine Gönen’de konut ısıtmasında kullanılmaya başlanmış olup, kapasitesi 16,2 MW’tır.

Ülkemizde jeotermal ısı ve elektrik potansiyeli olarak kullanımının dağılımı ise;

Kaplıca kullanımı: 195 kaplıca (327 MW. – yılda 7 milyon kişi)

Doğrudan ısı Kullanımı: 992 MW. (yılda 800.000 ton petrol – kalorifer yakıtı)

Elektrik Üretimi: 20 MW. (Denizli – Kızıltepe – 26 bin TEP)

Karbondioksit Üretimi: 120 bin ton/yıl

Ülkemizde jeotermal elektrik santraları kurulmasına elverişli yüksek entalpili sahalar fazla sayıda bulunmamaktadır. Aydın Germencik  Söke,  jeotermal alanı, Denizli Kızıltepe alanı ve Nevşehir Acıgöl jeotermal alanları yüksek entalpili olup, elektrik üretimi ve entegre ısıtma için uygundur.

Türkiye’nin teorik jeotermal elektrik kapasitesi 4.500 MW’tır. Teknik potansiyel ise 500 MW cıvarındadır.

Türkiye’nin gelecekteki enerji gereksinimi dikkate alındığında, jeotermal enerjinin tek başına çözüm olmayacağı fakat enerji sorununda tamamlayıcı bir rol oynayacağı açıktır. Jeotermal kaynakların son derece cazip olduğu konut ısıtması ve proses ısısı gibi kullanım alanları olarak yatırım yapılması ülke ekonomisi için çok önemli bir kazanım olacaktır. Bunun hava kirliliğinin azaltılması yönündeki katkısının yanında petrol için harcanan döviz giderlerini de azaltacağı açıktır. 2005  yılı itibariyle 5 firma lisans  almıştır. Bunların kurulu güç toplamı 62 MW’tır. Bunların yapacağı üretim ise yaklaşık 418 milyon kWh/yıl kadardır. Bu projeler gerçekleşse bile teknik potansiyelin %87,6’sı değerlendirmeyi beklemektedir.

Bu amaçla jeotermal kaynaktan modüler (5 MW civarı) elektrik enerjisi üretimi teknolojisinin, ülkemizde kullanımının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu amaçla bu konuda yatırım yapacak üreticiler desteklenmelidir. 


AnasayfaHakkımızdaHizmetlerİletişim